BASIN ODASI

Sahte maske ve dezenfektanlara karşı Türkiye modeli

Sahte maske ve dezenfektanlara karşı Türkiye modeli
27 Nisan 2020

Koronavirüs krizinin başından bu yana dünya genelinde maske, dezenfektan, ilaç gibi ürünlerde dolandırıcılık, hırsızlık ve sahtecilik suçlarında artış yaşandı. Dolandırıcılar koruma ürünlerinin piyasada zor bulunmasından faydalanırken, karaborsacılık faaliyetleri ise artış gösterdi. Çözüm önerisi ise Türkiyenin 2012den bu yana ilaçlar başta olmak üzere pek çok üründe kullandığı serileştirilme ve izlenebilirlik altyapısı oldu.

ISTANBUL (TR) - Kısıtlı erişilebilen maske, dezenfektan, eldiven, ateş ölçer gibi ürünler koronavirüs salgınından faydalanmaya çalışan dolandırıcıların sayısını da artırdı. Karaborsa ve sahtecilik başta olmak üzere pek çok suçta artış yaşandı. Avrupa Polis Teşkilatı Europol açıkladığı raporda, Mart ve Nisan ayı içinde Avrupa genelinde güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonlarda milyonlarca Euro değerinde sahte ürün ele geçirildiğini belirtti. Ayrıca, Çin'den ithal edilen maskelerin gerekli medikal normlara uygun olmadığı ve sertifikaların da sahte olduğu tespit edildi. Virüse karşı piyasaya sürülen sahte koruma ürünleri ve ilaçların salgının daha da yayılmasına yol açtığı belirtiliyor.

Dünyada ilk defa 2012 yılında Türkiye de sahte ürünle mücadeleye başladı”

Karaborsa ve sahtecilik gibi yasa dışı faaliyetlerin normal pazar koşullarında dahi var olan bir durum olduğunu hatırlatan VISIOTT Genel Müdürü Emre Özden, dünyanın yarısının karantinada olduğu bir ortamda bu faaliyetlerin çok daha ciddi ve tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini belirtiyor. Özden, çözümün ise Türkiyenin 2012 yılından bu yana ilaç takip sistemi uygulamasında kullanılan serileştirme ve izlenebilirlik teknolojileri olduğunu açıkladı.

Yasa dışı faaliyete konu olabilecek tüm ürünlerin serileştirilmesi ve pazar içerisinde izlenebilirliğinin sağlanmasının önemine değinen Emre Özden, Her bir ürünün kimliklendirilmesi, ürün serileştirilmesi anlamına geliyor. Örneğin, üretilen her bir N95 maskeye birbirinden bağımsız bir seri numarası (kimlik) verilmesi ve numaranın ürün üzerine karekod ile yazdırılması, serileştirmeye verilebilecek çok basit bir örnek. İzlenebilirlik ise bir ürünün tüm tedarik zinciri boyunca uğradığı noktalarda elektronik bir kayıt sistemi ile takip edilmesi olarak tanımlanabilir. Bu sayede tüketicilerin ihtiyaçlarından daha fazla ürün satın almasının da karaborsacılığın da sahte üretimin de önüne geçilir” dedi

“İlaç takip sistemi, korona sonrası günler için örnek teşkil edecek.”

Dünyada ürün serileştirme ve izlenebilirlik kavramlarının sıkı sıkıya uygulandığı yegane endüstrinin ilaç sektörü olduğunu hatırlatan Özden şunları aktardı: Dünya genelinde ilaç endüstrisi karaborsacılık ve sahtecilik ile yıllardır mücadele ediyor. İlaçların serileştirilmesi ve izlenebilirliği dünyada ilk defa 2012 yılında Türkiyede başarı ile uygulanmıştır. Bu uygulama, tüm dünya ülkelerinin ilaç takip sistemi yönetmeliklerini yayımlanmasını hızlandıran bir örnek olmuştur.  visiott.com üzerinden sunduğumuz örneklerde halen birçok ülkede emekleme aşamasında olan ilaç takip sistemlerinin, halihazırda yaşanan pandemi sonrası daha önemli ve işlevsel olacağını tahmin ediyoruz.”


VISIOTT Hakkında
VISIOTT, 2005 yılında Türkiyede AGE Bilgisayar Sistemleri ve Otomasyon Faaliyetleri Ltd. Şti. ünvanı ile kurulmuştur. 2009 yılında İlaç Takip Sisteminin  gerekliliklerine uygun donanım ve yazılımlar geliştirmeye başlamıştır. Ardından VISIOTT markasıyla yurt dışında ilaç, bitki koruma ürünleri, kozmetik ve sivil patlayıcı endüstrilerine özel izlenebilirlik projeleri geliştirmiştir. VISIOTT, 2009dan bu yana 500den fazla izlenebilirlik projesini anahtar teslimi olarak başarıyla tamamlamıştır.  VISIOTT 3.000 m2 kapalı alana sahip üretim tesisinde 50den fazla personeli ile AR-GE ve üretim faaliyetlerine devam etmektedir.